Blog nedir? . . . Kendi blogunu oluştur ;)

Nick mi diyen oldu '''!!!!

Tarih 14 Ocak 2008, 23:44. Yazan KutsalToprak.  
Etiket: nick

кöşєאเ ๔öภรє๓ ölü๓ ๔üz ﻮเtรє๓ ђคאคt ﻮölﻮєlєг เçเภ๔єאเ๓
уαşαмαк ιçιη уαℓναямα∂ıк öℓмєк ιçιη уαℓναямαуız

∂σѕтυм σℓмαz, нαѕмıм уαşαмαz.

öℓєηιη αякαѕıη∂αη αğℓαмαкι, ѕєη öℓ∂üктєη ѕσηяα∂α αякαη∂αη αğℓıуαη вıяαкмα !!
.
вιя уєя∂є кüçüк ιηѕαηℓαяıη вüуüк göℓgєℓєяι σℓυşυуσяѕα σяα∂α güηєş вαтıуσя ∂ємєктιя.

αѕℓα вιяιℓєяιηιη υмυ∂υηυ кıямα, вєℓкι∂є ѕαнιρ σℓ∂υкℓαяı тєк şєу σ'∂υя.

нαуαттα є∂ιη∂ιğιм тє¢яüвєℓєя, ує∂ιğιм кαzıкℓαяıη тσρℓαмı∂ıя.

αуηı ∂ιℓι кσηυşαηℓαя ∂єğιℓ, αуηı ∂υуgυуυ ραуℓαşαηℓαя αηℓαşαвιℓιя.

∂σѕтυη ∂σѕтυм∂υя, ∂üşмαηıη ∂üşмαηıм.

ѕσηυηυ ∂üşüηєηℓєя кαняαмαη σℓαмαz.

нєяşєуιη, zαмαηı ναя; уαşαмαηıη, ѕєνмєηιη, нαттα öℓмєηιη вιℓє..

вєуαzıη кα∂єяι кιяℓєηмєк, ѕιуαнıη кα∂єяι ѕυçℓαηмαктıя.

∂üηуα вιя güη∂üя, σ ∂α вυgüη∂üя!

вιz вєℓιмιzє ѕιℓαнı ѕιℓαнℓα νυяυℓмαк ιçιη кσу∂υк.

ѕєη∂єη вιя тαηє ∂αнα уσкѕα, єуναℓℓαн ∂ιує¢єкѕιη.

ѕєη, ѕєη σℓ! αѕℓα вιz σℓмα.

вιz öℓмєуι çσктαη gözє αℓ∂ıк ∂α, уαηıмız∂α кιмℓєя göтüяü¢єz σηυ ∂üşüηüуσяυz.

ιηѕαηα güνєηмє öℓüя, αğα¢α уαѕℓαηмα кυяυя.

нєя güη σℓαη уєηιℓιк, вєηιм gєℓєηєкℓєяιмє вιя ιнαηєт νє нαкαяєттιя.

ѕєη çιƒтℓιктє αт тıмαя є∂єякєη, вιz ιηѕαη тıмαя є∂ιуσя∂υк.

ηαмıмızıη вüуüкℓüğü, ∂σѕтℓαяıмızıη вüуüкℓüğüη∂єη∂ιя.

0 yorum.

siyasi fırtına ve biz emperyalizm'in kıskacındamıyız?

Tarih 02 Ocak 2008, 23:30. Yazan KutsalToprak.  

 

“Cunta reddedilirse çatışma çıkar.” söylemi, emperyalizmin sömürge silahı olarak kullanılıyor. Tarihinden, kültüründen uzaklaştırılmış “mankurt” yöneticilerin elinde zebun edilmiş geniş halk kitleleri bu sopayla hizaya getirilmek isteniyor..

Durumdan vazife çıkaran görevliler marifetiyle birazcık demokrasi de “demokrasi adına” yok ediliyor.

Demokrasi mücadelesini sandıkta veren halk, bazen bunun bedelini kanıyla, canıyla, malıyla ödemek durumunda kalmış. “Sizi buraya tıkan güç böyle istiyor” diyerek hukukun kanına girenlerin pervasızlığı karşısında çaresiz kalınmış, bir başka demokratik baharlar beklenir olmuştur.
“Biri Bizi Gözetliyor” doğru ama eksik. Buna “Biri Herkesi Gözetliyor.”demek daha doğru olur. 25 yıldır terörle mücadele ediliyor. Bu sürede 40 binden fazla insanımızı kaybettik, mali kaynaklarımızı harcadık.. Terör örgütünün bu kadar azgınlaşmasında Kuzey Irak’ı “bataklık bölge” haline getirenlerin payı yok mu? Bugün bize “açık istihbarat” verenlerin çok yakın zamana kadar bu bilgileri terör örgütüne vermediğini kim söyleyebilir? Hani, ABD’nin terörist faaliyetlerden haberi yoktu! Bugün, teröristin ayak izine varıncaya kadar ayrıntılara vakıf olanlar, bu bilgileri şimdiye kadar Türkiye’den neden sakladılar? O bölgede terör örgütü bu sığınakları, korunakları, betondan yapılmış “karargahı” üç beş gün içinde mi yaptı? Çekiç Güç’ün görevi ne idi? Niçin uzun süre bu bölgede konuşlanmasına müsaade edildi?
Küresel bir fitne merkezi gibi çalışan çevrelerin varlığı anlaşılıyor.Kendinden başkasını yok sayan, kendine düşman gören, onun varlığından rahatsız olan bir çevre var. Amacına ulaşmada her yolu meşru kabul eden bu odak terörü ve toplumu yok ederek soyut ve somut her türlü hastalığı yaymakta hiçbir sakınca görmüyor.Ne zaman bir ülke huzura ve kalkınmaya doğru yelken açsa, o ülkenin farklılıkları “tehlike”, demokrasi istekleri; vatan hainliğiyle yaftalanıyor. Durumdan vazife çıkaran “zinde güçlerle” halk cezalandırılıyor. Bu sindirme ve kırbaçlama operasyonunda “hukuk” adeta bir maşa gibi kullanılıyor.
Bir ülke, ekonomik ve siyasi alanda başarı kaydetmeye başlarsa, bu odak adeta kırmızı görmüş boğa gibi saldırıya geçiyor. Post modern cunta da dahil olmak üzere medya organlarıyla birlikte başına çullanıyorlar. 1990’dan 2007’ye kadar yaşananlar insanlık tarihinin ibretlik vesikasıdır.
Faili meçhul kalmış cinayetlerle sosyal kutuplaşmalar körüklenmiş, düşünce ve inanç farklılıkları ayrıştırıcı unsur olarak kullanılmıştır.Bu dehşet politikasını sürdürmek isteyen çevrelerin bugünlerde 1993’te bir ilimizde otelin yakılması sonucu 30’dan fazla insanımızın yanarak can vermesini reklam aracı olarak kullanmaya devam etmesi aymazlığın cehaletin boyutlarını göstermesi açısından önemlidir.Fecaatin, caniliğin,utancın reklamının kime ne faydası olacak.. Toplumda kin ve nefret duygularının oluşması belli ki fitnecilerin işini kolaylaştırıyor. Etnik terör bitince yerine mezhep ve kültür farklılıkları ayrıştırıcı faktör olarak kullanılmak mı isteniyor?
Tokatçı sermayenin hortumlama faaliyeti yer ve zaman tanımadan Uzak Doğu’dan Orta Doğu’ya kadar her yerde görüldü. Sermaye renklendirilip halkın hemen hemen tamamı fişlendi. En temel insan hakları ayaklar altına alındı. Uçak üretecek teknolojiye ulaşmış, özellikle halkı Müslüman ülkeler, finans sektörünün çökertilmesiyle ekmeğe muhtaç hale getirildi. Endonezya, Malezya ve Pakistan, bunun en açık örneğidir.
1999’da “durumdan vazife çıkaran” Pervez Müşerref ülkesinde demokrasiyi askıya alarak halkına en büyük kötülüğü yaptı. Nükleer teknoloji üreten bu ülke, şu anda bir kaosun içine sürüklenmek üzere. Teknoloji üretecek güce erişmiş Pakistan, bugünlerde ateş topuna dönüşmüş durumda. O da her cunta gibi sahibinin sesi olmaya, halkına tarifi imkansız acılar çektirmeye devam ediyor. Askeri üniformayla siyaset yapılamayacağını ise hala anlayabilmiş değil. Üyelerini kendisinin atadığı “ Anayasa Mahkemesi’nden” hukuki kılıf bulsa da, o da bunun ne kadar “hukuki” olduğunun fena halde farkında! Türkiye ise “Müşerrefçeyi” her on yılda dönüp dolaşıp hatmediyor. Türkiye, bu hengamede küresel fitnenin hedefinde 12’ye yerleştirilmiş ülke konumunda…
17 Mayıs 2006’da Danıştay’a yapılan saldırıyla Cumhurbaşkanının seçim sürecindeki karalama ve yok etme, yok sayma kampanyaları arasında sıkı bir ilişkinin varlığı kuvvetle muhtemeldir. Çünkü, saldırının hemen arkasından bazı malum siyaset erbabının yaptığı zehir zemberek “ Siyasete kan bulaştı.”açıklamasıyla neyi amaçladığı az- çok tahmin edilebiliyorsa, “367 reddedilirse çatışma çıkar.”ifadesiyle de nereye varmak istediğini az- çok tahmin etmek mümkün. Bugün Pakistan’da yapılmak istenenle Türkiye’deki “koruma-kollama” oyunuyla yapılmak istenen şey, aynı . Benazir BUTTO’ya yapılan suikastle, Türkiye’de sisteme “tıkaç” olmak isteyenlerin amacı da aynı: Güçlü bir ülke istenmiyor. . İntihar bombacısıyla “intihar hukukçusu” arasında hedef açısından hiçbir fark yok: İkisi de huzur, hukuk düşmanı, kaos istiyor.Farkları: biri bombayı diğeri hukuksal kimliğini “yok edici” olarak kullanıyor.
12 Eylül “Askeri” müdahalesinden çıkmış, demokrasi yolunda çaba sarf ederken, ekonomisini rekabetçi ekonomiye dönüştürme yolunda önemli kararlar alırken birden bire etnik terörle karşı karşıya kalmamız, Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği dağılıp Orta Asya kapıları açılırken, “faili meçhullerle” ülkenin, laik- anti laik kutuplaşmasına itilerek içe döndürülmesi, Saddam Hüseyin’e Kuveyt “işgal ettirilip” ( Bu ifade 32. Gün programında Saddam’ın yardımcısı Taha Yasin RAMAZAN’a aittir. “Siz de etmeseydiniz.”sualine karşılık: “ O zaman da başımıza başka çoraplar öreceklerdi.”cevabını vermiştir.) sonra da “kurtarma” bahanesiyle BM’yi de kullanarak ABD’nin bölgeye yerleşmesi, İsrail’e şemsiye olması, Irak’ın Kuzeyi’nin uçuşa yasak bölge ilan edilerek, bölgeye “Çekiç Güç’ün” yerleştirilmesi ve terör örgütüne “yaşam alanı” oluşturulması, terör olaylarının artmasıyla Türkiye’nin can ve mal kayıplarında artış olması, dış borcun tamamına yakının güvenlik harcamaları kaleminden oluşması “Yeni Dünya Düzeni’nin” bir sonucudur.
Irak’ın işgal gerekçesi: İsrail’in bu ülkeyi tehdit olarak algılaması ve Dünya Siyon İmparatorluğuna giden yol üzerinde yer almış olmasıdır. Böylece “vaat edilmiş topraklar” Arz-ı Mevud’a şimdilik ulaşmış oldular.
Irak’ın, Afganistan’ın işgali, İran’ı işgal planları, Türkiye’nin terörle “hizaya sokulmak” istenmesi ve bu amaçla zaman zaman “irtica” tehdidinin gündeme getirilmesi, halkın iradesinin küçümsenmesi, yok sayılmak istenmesi, karar alma merci üzerine ipotek konulmaya çalışılması, “vesayetçi demokrasi” uygulamasında ısrar edilmesi, küresel fitnenin yansımalarıdır.
Artık, köle tacirleri, gemilerle sahillere yanaşıp yakaladığı yerlileri, ABD’ye, Avrupa’ya taşımıyorlar: Devşirmeler marifetiyle klasik veya post modern darbe metotları kullandırılarak vatanlarıyla birlikte köleleştiriyorlar.
Dünya’yı Filistinleştirme politikasının adı, “Yeni Dünya Düzeni” veya “Özgürleştirme” değil: Terörizmle Köleleştirme’dir.
Ey, insan olmayı en büyük unvan bilen erdemliler, bütün farklılıklar, insan olmamızın birer delilidirler. Farklı olmamız, Yüce YARATICI’nın sonsuz kudretinin bir tecellisidir. Farklı olmamız, gücümüzdür, zenginliğimizdir. Kim bu zenginliği ve sonsuz kudreti inkar edebilir, yok edebilir ki!...
Biz, yaratılanları farklılıklarıyla da seviyoruz. Küresel Fitne Merkezi amacına ulaşmamalı. Bu, insanlığın onur mücadelesidir. Kazanan, insanlık olmalı.

0 yorum.

reis / kutsal topral

Tarih 13 Haziran 2007, 19:21. Yazan KutsalToprak.  
Etiket: ali günindi, kutsal toprak, zalim israil

        Kutsal Toprak

ALDIRMA REİS

Sen içer

Bütün filmlerini seyrettim

O sevdiğimiz artistin

Sen içerdeyken ben

Vita kutularında çiçek yetiştirdim

Sokakta top oynadım çocuklarla

Ayakkabılarımı eskittim

Güneşe karşı durdum sabahları

Geceleri bir başıma yıldızları bekledim

Annenin gönlüne su serptim

Aldırma dedim aldırma

Bir şarkı söyle bir dilek tut herkes için

Bir ada rüzgarı gibi

Sürtünerek geç hayata

Bir sarmaşık gibi tutun

Ve değer ver hatıralara

Aldırma dedim

Sen annesin, aldırma

Sen içerdeyken ben

Kiramı ödedim pijamalarımı giydim

Haber bültenlerini izledim

Gazetelerden kupon kestim

Sen içerdeyken ben

Sigara içtim, öksürdüm

Otobüse bindim

Fotoğraflarımıza baktım

Acıyan yanlarımı körelttim

Deniz kıyısında yürüdüm

Manavdan soğan aldım

Yeni çıkan şarkıları dinledim

Kafeste beslediğimiz kuşu saldım

Islık çaldım

Sen içerdeyken ben

Hep uyandım, sayıkladım

Kanadım boyuna

Takvimler aldım

Her gün bir yaprağını kopardım

Deli ayrılığın

Sen içerdeyken ben

Gömleğimi ütüledim

Sobada elimi yaktım

Bir şiir yazdım

Bir hercai menekşe aldım çiçekçiden

Hani o alnına kader değmiş

Hani o dudaklarına deniz tuzu dokunmuş

Hani o erken vurulmuş

Gençliğimiz gibi dağıldım

Sen içerdeyken ben

Bir adını söyleyemedim

Şöyle bağıra bağıra

Bir yüzünü göremedim

Görüş günlerinde

Bir de eline değemedim

Bir de yüreğine

Şöyle kucaklayamadım bir de

Ölümüne

Sen içerdeyken ben

Kapı kapattım, pencere açtım

Mutfakta oyalandım

Kanepede yattım

Hatta bir yolluk aldım odaya

Çok ta kulak asmadım

Çokta koymadı bu bana

Alt tarafı içerdeydin

Alt tarafı bir yanımı alıp götürmüştün

Bir yanımı

Yani adamlığımı

Yani gözlerimin ferini

Yani canımı

Alt tarafı şarkılar ölecekti

Alt tarafı kanayacaktı kalbim

İşte sensiz

İşte nefessiz

İşte kimsesiz bir sesti alt tarafı

Her tarafım

Yıldızlar yine oradaydı oysa

Yazdıklarım

Gözden kaçan o defter yapraklarında

Boşver 128

Hayat bir gemi

Yürüt onu göreyim seni

Boşver 128A

Boşveriyor ya

Aldırma reis

Reis aldırmıyor ya

Bir adını söyleyemedim

Şöyle bağıra bağıra

Bir yüzünü göremedim

Görüş günlerinde

Bir de eline değemedim

Bir de yüreğine

Şöyle kucaklayamadım bir de

Ölümüne

Sen içerdeyken ben

Vitrinlerin önünden geçtim

Minibüs duraklarında bekledim

Simitçilerle yarenlik ettim

Üstüme bir ceket aldım

El tezgahlarında kitaplara baktım

Sen içerdeyken ben

Hiç oturup ağlamadım

Hiç karartmadım umudu

Hiç bulandırmadım onuru

Öyle dimdik durdum ortada

İşte burada ulan işte burada

Böyle burada

Hiç yıkılmadan

Hiç utanmadan

Ve hiç unutmadan

Sen içerdeyken ben

Gülen resmimi yaptırdım

Sokaktaki ressama

Her zaman yaptığım gibi

Buzdolabını ayağımla kapadım

Parkların banklarına adını kazıdım

Adını kazıdım duvarlara

Adını, adımın yanına yazdım

Hiç unutmadım, utanmadım

Korkmadım

Parmaklarımı şıklattım Fidayda'da

Hani vardı ya

Fidayda'da hanım kızım Fidayda

Gelip geçen her tren bağırtısında

Kalkıp aynaya baktım sonra

Sen içerdeyken ben

Perdeleri hiç kapatmadım

Hiç bakmadım arkama

Başını ellerinin arasına alan

Üç-beşinin arasında olmadım

Öyle bıraktığın gibi

Öyle yaşadığımız gibi yaşadım

Sen içerdeyken ben

Bir adını söyleyemedim

Şöyle bağıra bağıra

Bir yüzünü göremedim

Görüş günlerinde

Bir de eline değemedim

Bir de yüreğine

Şöyle kucaklayamadım bir de

Ölümüne

Sen içerdeyken ben…

0 yorum.